22 Mart 2012 Perşembe

Baba ve Piç/Elif Şafak

Elif Şafak' ın Baba ve Piç' ini okuyalı epey oldu aslında, ancak bu sıralar zamana darlanıyorum yazamadım vakit bulup..

Benim kitap okumaya evde ve işte vaktim olmuyor, dolayısıyla kimse okuma fırsatı vermezse kendi fırsatımı kendim yaratırım modundayım ben yıllardır..Bu konu başlıbaşına bir yazı teşkil edeceği için onu sonra yazacağım..

Ben ilk defa Elif Şafak okudum bu kitapla, kitabı benden önce okuyan arkadaşım kolay gelsin sana ben çoğu yerinde sıkıldım dedi..Ben ise sıkılmak şöyle dursun bilakis heyecan duyarak, bir sonraki sayfada acep ne ola diyerek okudum..Blogumu takip edenler geçen yaz İzmir seyahatimi de bilir.Gerçi o seyahata dair daha paylaşılacak şeyler var, neredeyse ben paylaşana kadar bir tatil zamanı daha kapıya dayandı.İşte bu romanın büyük bölümünü o tatilde bitirdim..

Kitaptaki Ermeni meselesine girmeyeceğim ona tarih bilgisi olan girsin diyerek..

Romanda Zeliha' nın başına gelen esas olay ise Allah' tan uzatılmamış, esasında bu tür bir olay üzerine bir roman yaratmak da herkesin aklına gelir mi, benim gelmez, gelse de amannn canımm başka hikaye mi yok allasen derim..Ama Elif Şafak' ın aklına gelmiş, amannn canımm başka hikaye mi yok allasen dememiş yazmış, güzel de okutuyor..Tavsiye ederim..

Bu arada aşkolsun Okan Bayülgen benim Elif Şafak hikayem daha taze ama sayende ne zaman Elif Şafak konusu olsa aklıma senin Kral Çıplak' da Pucca' nın güzel görünme vs. söylemlerine güzel yazar yok demen..akabi kim güzel şimdi şu mu bu mu vs. derken Elif Şafak mı güzel bir kere Elif Şafak Ece Temelkuran' ın yanında kakası gelmiş çocuk gibi duruyor demen geliyor ahahah..Ne alem bir adamsın sen yahu! Bu arada Okan Bayülgen bunu söyleyince twitterdan baktım Ece Temelkuran hemen atladı twitterdan bilmem dünyanın şurasından Okan' ı severek falan fistan izliyorum gibi bir şey tweetti hakkında güzel şey söylendi diye ya biri kulağını büktü Ece' nin ya da harbiden izliyordu..Elif Şafak' ı göremedim, artık ona da biri sus kız senin için kötü bir şey dedi, atlama hemen mi dedi ne dediyse artık:)

Romana dönecek olursam keşke devamı gelse Armanuş' u çok sevdim ben devam hikayesini merak ediyorum..

Bir de şu romandaki iyi cin kötü cin meselesi var..Hepsi Şeker Şerbet Hanım gibi olsa evlere şenlik, ama diğeri adı aklımda değil fena çok fena..:)

20 Mart 2012 Salı

Sek Günlük Süt

Daha önceki yazılarımda da yazmıştım ya sevgili okur fikrim mühimdir benim diye:)

İşte bu defaki fikrimi Sek Günlük Süt' ten yana sordu Fikri Mühim 'im..İşte gelen Mühim Paketim=








Süt olayı benim için önemli zira ben de en az çocukları kadar süt tüketen bir anneyim, seviyorum ne yapayım..Evlendiğimden beri evimizde sütümüz hiç eksik olmadı, kocam da sağolsun kendi içmez ama, ben evi sütsüz bıraktığını hiç görmedim biri bitmeden diğerini getirir.Haaa bekarken eksik miydi peki derseniz o zaman beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar yıkasınlarrr! diyebileceğim bir köyüm vardı yakınlarda anneciğimin sütü işte oradan gelirdi..

Artık ben de UHT süte vitaminlerini daha iyi koruduğu için Sek Günlük Süt' ü tercih ediyorum..Tavsiye ederim size de.. 

17 Mart 2012 Cumartesi

Turuncumsu saç hikayemiz

Üniversitedeyken iki arkadaş saçımıza sadece perhidrol sürdük bir akşam, ( aslında tam da net hatırlamıyorum o ara oksijenli su da kullanıyorduk bıyıklarımızı sarartmak için malum bazı kadınlarda bıyık olayı derttir, işte saçımıza sürdüğümüz perhidrole oksijenli su da kattık mı hatırlamıyorum, ama perhidrolün kokusu da ne kötüydü öyle, halen düşününce burnuma geliyor kokusu, ellerimiz de kabarırdı perhidrolün değdiği yerde) ve geceyarısına doğru saçımız turuncuya dönüşmeye başladı,yani sarı ile turuncu arası bir renk ama kötü de durmadı,sabaha daha turuncu olur dedik ama korktuğumuz kadar olmadı.İkimize de yakıştı elde ettiğimiz renk, ama dikkat çekiciydi.Saçlarım uzundu, hafif dalgalıydı, o renkte düz fön çektirince bana çok yakışıyordu.

Ertesi sabah matematik dersi vardı,biz iki turuncumsu kafa yanyana oturmuştuk,birden hoca bize döndü,zaten istediği sıraya 1 adımda gelebilecek kapasitesi vardı.Okul açılalı 1 ay olmuştu, hoca bize siz yeni mi geldiniz dedi, sınıf güldü, biz de hayır biz dönem başından beri buradayız dedik, hoca bozuntuya vermeden derse devam etti çok ciddiydi çok..

O gün Fransızca dersimiz de vardı, o zamanlar Fransızcam süperdi, ne çeviriler yapardım, hoca da beni severdi.Saçlarımı görünce saçına ne oldu dedi, ben de valla bir gecede böyle oldu hocam dedi, tüm sınıf hoca dahil gülüştük..

Bir daha da o renge cesaret edemedim ben..

Biz yaptık siz yapmayın emi?:)

16 Mart 2012 Cuma

İşte benim Kartopu sihirli şalım



Sevgili Kartopu denemem için bana da sihirli şal göndermişti ancak fırsatım oldu paylaşmaya..Bu şal hakkaten de sihirli..Al istediğin şekle sok..Rengini de çok beğendim zira bu renge her zaman bayılmışımdır..




Sihirli şalın değişik kullanımlarını buradaki videodan izleyebilirsiniz..


Bu harika şal için teşekkürlerimi gönderiyorum KartopuYünlerine...

13 Mart 2012 Salı

Fasulye turşusu kavurması


Bildiğin fasulye turşusunu kafana göre istediğin boyutlarda doğrarsın.Soğanları da doğrar ve sıvıyağda hafif öldürürsün.Domates de katarsın, ben eskiden katmazdım kayınvalidemden öğrendim güzel oluyor..Birazcık biber salçası da katıverdin mi tamamdır, şöyle bir karıştır salça da diğer malzeme ile hemhal olsun.Turşuları suyunu süzerek ilave et karıştır, yanına mısır ekmeğini al ye..Bana da afiyet olsun demek kalsın..

Bu kavurma ve yanında mısır ekmeği bizim Karadeniz' de günlerde bile kadınlar arasında çok tercih-e şayandır.Epeydir katılmıyorum, mısır çorbası bile ikram eder olmuşlar günlerde Samsun' da:)

Bu arada benim turşu azdı bol soğanlı tercih ettim o nedenle:)

10 Mart 2012 Cumartesi

Köy tavuğu ve köy ördeği ile pilav üstü tirit ve işkeve



Karadenizliler bilir tirit denen şeyin lezzet harikulâdeliğini...Bizim oralarda sık sık yufka açıp sacda pişirir ve mutfakta kurtarıcı olarak bir köşeye koyar hanımlar..Haaa ben açmasını halen daha pek beceremiyorum ayrı:) Ama güzel pişiririm ona laf yok..Öyle tüplü sacda değil kardeşim esası açık havada yakılan odunların üzerine bir sacayağı (sac bunun üzerine konur) oturtularak, sac da bunun üzerine konurak pişendir.

Genelde imece usulü açılır yufkalar zira tek kişilik kotarılacak yanı yoktur..En az 2 kişi açar un, su tuz ile tutulan hamuru..Bir kişi de açana kolay olsun diye hamurdan avcunun arasında sıkıştırıp baş ve işaret parmağı arasından çıkan hamuru yuvarlayarak ki biz buna zuvala deriz, küçük yuvarlaklar oluşturur.Bunların üzeri nemli temiz bir tülbentle örtülür ki kurumasın.Tiritlik yufka hafif pişince dörde katlanır biraz daha pişirilir, bu tirit hazırlarken yufkayı bölüp kırıntılarının dökülmesini önlemek için..Yufka tam pişmeden üzerine daha sacdayken tereyağı sürülüp katlaya katlaya dar bir üçgen haline getirilir ve afiyetle yenir, biz buna işkeve deriz, genelde iş bitmek üzereyken ahali toplanıp öyle yer işkevesini, ama dayanamayan çocuklar arada malı götürür:)

Bütün olarak pişen yufkalardan havuç (börek) yapılır arasına çökelekli iç konarak..

Geçen ay Samsun' dan gelen kayınvalidem ve kayınpederim bize tiritlik yufka ve köy ördeği,köy tavuğu getirmişti.Ördek ve tavuğu suda pişirdik, suyunu biraz fazla koyduk ki hem pilav yapalım hem de tirit için yufka batırmaya kalsın diye..Sonra pilavımız yaptık, tarif vermiyorum bildiğin pilav işte.Sonra pişen pilavı bir tabağa aldık, üzerine az kalan et suyundan döktük.Bir parça et suyunu ise bir kaba alıp kaynattık yufkaları kaynayan suya atıp şöyle bir çevirdik, der top yapmadan pilavın üzerine aldık yoksa birbirine yapışıyor sevmiyorum öyle.Tabağa biraz da etlerden koyduk, sonrası ben sağ, sen selamet..Hayatta en sevdiğim lezzetlerden biridir.

Şehir tavuğu ile olur mu valla biraz yavan oluyor ama sen ille de canım çekti dersen o zaman tirit batıracağın tavuk suyuna az tereyağ ekle ye emi!

6 Mart 2012 Salı

Yahu bu Cameo kolye ne de güzelmiş! Ve de şunlardan istiyorum!


Geçen ayki Vogue dergisinde gördüm ve de görür görmez vuruldum..aslında Cameo kolye aşağı Cameo kolye yukarı çok duydum ama, ne bileyim bu kolyeyi çok beğendim, kurdele de nasıl da ayrı bir hava katmış değil mi? Esasında bu fotoyu çekeli çok oldu ama saat de kolye ile aynı gibi geldi bana o da kurdeleli bir Cameo olsa bileklik olarak ne hoş olurmuş...

Aynı dergide şu çiçekli üste de bayıldım, istiyorum bunlardannnn, ilgililere duyurulur..



Bu arada benden durumlar şöyle=Boyun fıtığı ağrısı sağ koluma fena vuruyor, o nedenle bloga pek yazı giremiyorrum, bloglarınıza yorum yazamıyorum..Benim gibi bir yazın insanı için katlanılır şey değil ama felek önvermiyor:) 20 günlük bir ilaç ve fizik tedavim var, dün başladım..Allah kimsenin kolunu ağrıtmasın, kol gibi giriyor vallahi amiyane tabirle..Boyun fıtığını Ameliyatsız atlatmak ve kolumun eski sağlığına kavuşması için güzel dilek ve dularınıza ihtiyacım var, haydi bakalım pamuk eller havaya:) (Bak size işin kolayını sundum o nedenle hiç kaçarınız yok, ya pamuk eller cebe deseydim:))

2012 İlkbahar/Yaz Burberry London Koleksiyonu

1856 yılından beri modaya yön veren Burberry, London koleksiyonu ile İlkbahar/Yaz 2012 sezonunda da trendleri belirlemeye devam ediyor.

London koleksiyonu, klasik çizgideki parçalar ile sade bir şıklık arayanlar için birçok seçenek sunarken; ayrıca yenilikçi detayları ve iddialı renkleri sayesinde de kendi tarzını yansıtmayı sevenleri unutmuyor. Burberry London koleksiyonunun olmazsa olmazı haline gelen kahverengi, bej, siyah, gri renkleri hâkimiyetlerinden ödün vermezken; hardal, parlament mavisi, kiremit, mürdüm, limon sarısı gibi renkler koleksiyona renk katıyor. Koleksiyonun ana parçalarını ise trençkotlar, İspanyol paça dar pantolonlar ve kalem etekler oluşturuyor. Koleksiyondaki parçalar ile uyumlu renklerdeki aksesuar ve şemsiyeler de vitrinlerdeki yerlerini alıyor.

London koleksiyonu farklı kumaş ve iddialı renklerdeki trençkotlardan; klasik takım elbiselere, triko kazaklardan çantalara birçok alternatif sunarak şıklıklarına önem veren stil sahibi olan erkekleri de unutmuyor.



Koleksiyon görsellerine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

5 Mart 2012 Pazartesi

GkHair serum deneyimim ve şampuan&krem seti kazananlar

Blogumu takip edenler bilir buradaki yazımda GkHair saç bakım ürünleri deneyimimi paylaşmıştım..O zaman markanın şampuan ve saç kremini denemiştim, bu defa serumunu denedim..


Markanın “GK Hair bir markanın ötesinde saçlarınızın sağlığı icin , sizlere verilmiş bir sözdür.”  sloganı esasında beni markaya çeken etkin aktördür.

Serumun en önemlisi saçımı yağlandırmadı, ben normalde işe giderken yıkama sonrası serum kullanmıyorum, saçım zaten yağlı serumlarla daha da yağlandırmak istemiyorum, ama GK Hair' in serumunda bu problemi yaşamadım, tavsiye ederim..

Sizlere buradaki  yazımız ile duyurduğumuz ve 1 martta sonlanan GkHair' den şampuan&kremi seti hediyelerimiz için kazanan arkadaşlar alttaki video ile belirlenmiştir.

video


Buna göre kazananlar=


1 adet Nemlendirici şampuan+ 1 adet dengeleyici krem talihlisi=


Çılgın Eltiler dedi ki...
merhaba
tüm şartlar tamam bu ürünleri duymuştum ve denemeyi çok istiyorum
umarım şanslı olurum
sevgiler
http://www.facebook.com/profile.php?id=100002508920469
https://twitter.com/#!/parmakkurabiye
http://www.cilgineltiler.com/2012/02/reyhanla-herseyden-gk-hair-urunleri.html
parmakkurabiye@gmail.com
nihan tali
2/23/2012 08:12:00 AM 
1 kişiye 1 adet Dengeleyici şampuan+1 adet nemlendirici krem talihlisi
arwen dedi ki...
çok istiyorum bunlardan denemeyi umarım şansım döner benimde :)
https://www.facebook.com/profile.php?id=794719905
https://twitter.com/#!/arwenfiliz
filiz özkan
arwenfiliz@hotmail.com
2/24/2012 06:52:00 AM 
Tebrikler..Kazanan arkadaşlar iletişim bilgilerinizi blogumdan kazandığınızı belirterek kazandığınız hediye adı ile birlikte deniz@dlkozmetik.com mail adresine yollayınız..

1 Mart 2012 Perşembe

Bugün 41. yaşımıza girdik diye,yaşımızın kadını olacak değiliz ya!

Evet ben bugün 41. yaşıma girdim ama sabah yaşadığım aksilik nedeniyle girdimse bana mı girdim havasından halen çıkabilmiş değilim..Oysa bir gün önce bugün için ne güzel şeyler düşündümdü..

Sabah 1 saat kar altında servis beklerken üşümek, akabi işe gelince kar kış demeden işgörüşmesi için yana yakıla beni bekleyen biri olunca sinir yaylarım gevşedi..Keçilerime mukayyet olmak için epey bir mücadele verdim..Yani bugün böyle sinirden gerilmemde manikür yaptıramadım ya onun da etkisi var:) ..(Yalan Dünya dizisinde Zombi kıyafeti ve makyajı içindeki Aslı' ya (Gülse BİRSEL) yönetmeni kızım biz seni güzel falan diye aldıydık sete deyince Aslı ben bugün manikür yaptıramadım ya onun da etkisi var deyince kahkahayı patlatmıştım, o nedenle burada ben de kullanayım dedim manikür olayını:)) 

Gerçi işe gelince hemen çalan telefonda sistemlerinde sorun olduğunu söyleyen bir personele şu an benden bir şey isteme hiç havamda değilim bak fena olur deyince, odamda karşımda bekleyen az önce bahsettiğim kişinin rengi de solmadı değil ama, fena olur dediğim arkadaşın patlattığı espriye benim karşı patlattığım meşhur kahkaham misafirin renginde biraz değişime neden olmadı değil...

Eeee yapacak bir şey yok bu doğum günümüze böyle başladık, artık önümüzdeki doğum günlerine bakacağız..

Biliyor musunuz ben hayatta hiç bir zaman yaşı sorulmayacak kadınlardan olmadım, insanlar her zaman bana yaşımı sorabildiler, ve ben de kafa kağıdımda ne yazıyorsa onu söylemekten imtina etmedim, edecek de değilim..Bunu belki de her yaşımı söylediğim kişiden "aaaa ninamıyorum sen ve bu yaşın aynı bedende olması şok şok şok" cevabını duymama borçluyum.. 

En son 4-5 ay önce dişçim sormuştu yaşımı da çok şaşırmıştı, yanındaki hemşirelere bakar mısınız bir insan nasıl da yaşını böylesi göstermez demişti, dişçim de kadın, hani kadınlar birbirini çekemez ya , dişçim bunu aşmış:)

Ortaokul son sınıftayken bir Türkçe dersinde 30 yaşında acaba nasıl olurum diye hesap kitap peşimdeydim örtmenim ders anlatmak için neredeyse sokak jargonu ile yırtınırken (esasında buraya başka bir sokak jargonu daha iyi giderdi ama şimdi doğum günümde cici bir kız olmakta fayda gördüğüm için uygun bulmadım paylaşmayı)...:) 

İşte o hesap kitabı 11 yıl daha geçtim, ama heyhat ben yine aynı ben..İnsan biraz değişir yahu:) Her yaşı umarsızca aldım almasına da şimdi kendimi hiç de 41 yaşında hissetmiyorum..Derdim ki eskiden babababa 40 yaşında koca kadın şunun giydiğine bak:) Oysa ben de neler giyiyorum şimdi hiç de yaşıma bakmadan, giyiliyormuş vesselam..Ben şu yaştayım bunu da giyemem diyemiyor insan, acaba o yaşı kendine konduramadığı için midir nedir?

Ve yaş dediğin de neki sayın okur, çorap söküğü gibi geliyor, daha şurada 40 yaşına ayak basan bendim oysa..

Bu vesile ile doğum günümü kutlar, müsait yerlerimden öper, daha nice güzel yaşlar dilerim kendime..

Veeee gerek maillle, gerekse face' den, gerek twitterdan gerekse telefondan doğum günümü kutlayan herkese kucak dolusu sevgilerimi yolluyorum...

Kartalkaya'yı Ateşleyenler



Hayalin bir dağın tepesine karlarla kaplı olsa da ateşle iz bırakmak kadar zor bir şey olsa bile peşini bırakma. Önce hayal eder, sonra o hayale inanırsın; nasıl yapabileceğini tasarlar ve denersin, yılmadan. Yeterince denersen, neden olmasın?

Onlar tam da bunu yaptı. Karlarla kaplı Kartalkaya’nın zirvesine ateşle iz bırakabileceklerine inandılar. Burn, sadece ihtiyaç duydukları cesaret ve enerji desteğini sağlayarak bir hayali ateşledi. Onlar da tutkularının peşinde yola çıktılar. Boardlarını hazırladılar, pompalarla modifiye ettiler, rampalarını kurdular ve kaydılar. Olmadı, baştan aldılar, onları amaçlarına ulaştıracak şartları gerçekleştirmeyi başarana kadar, tekrar tekrar.

Ve 3. gün de bitip gece yarısı olduğunda Kartalkaya’da istedikleri ateşi yakmayı başardılar. Çektikleri videoyla da ‘İçindeki kıvılcım nasıl kocaman bir ateşe dönüşür’ü hepimize gösterdiler. Tutku ve cesaretle yanmayacak ateş yoktu, inandık. Burn, gençleri tutkularından başka bir şeye kulak asmadan, istediklerini alana kadar denemeye, vazgeçmeden denemeye çağırıyor. Tutkuları cesaretle besleyen kocaman bir ateş yakmak için Burn gençleri ateşlemeye devam edecek.

İçindeki kıvılcımı farket ve büyüt. Burn ateşler.

http://www.facebook.com/BurnTurkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

UNUTMA

Öleceğimiz son günden bugüne bir perspektifle bakacak olsaydık,kararlarımız çok farklı olurdu.(Leadbeater)